Yalçın Ateş
kadeh , 13 Eylül, 2008 - 01:32 ~: 18 Eylül, 2008 - 07:30Budak Sineması´nın sınırlarını çevreleyen perde duvarlar güm güm titriyor...
Caddebostan ve çevresinde renkli çoraplı, mini etekli kızlar´da balkonlara çıkmış, 8.5´da* janti giyimli gençler doluşmuş, duyupta gidemeyen kızlar ev halkı ile papaz..., çünkü Yalçın Ateş Orkestrası orada çalıyor. Bol perküsyonlu, ritmik giriş parçaları ise Oye como va.....
Yalçın Ateş bir dönemin bir çok önemli çalışmasında yer alan, onlarca plak kayıtına Alto Saksafonu ile renk vermiş, kendi adını taşıyan Yalçın Ateş Orkestrası, Yalçın Ateş 5, Yalçın Ateş 6´lısı topluluklarının kurucusu. Hem ondan hem de Orkestra´sının çalışmalarından bahsedeceğiz.
Dario Moreno
kadeh , 28 Ağustos, 2008 - 20:16 ~: 23 Ekim, 2008 - 13:11
Bir gün şayet senden uzakta ölürsem,
Beni sana getirsinler.
Fakat mezarıma götürürlerken, "Öldü" demesinler.
"Uyuyor" desinler koynunda...
Tatlı İzmir'im...
İzmir delikanlısı yürüyor Kordon´da, tutturmuş bir ıslık, İzmir´i seyrediyor. Ve başlıyor birden mırıldanmaya; canım dilber şehir, eşsiz sevgili İzmir... Sonra hoş tınılı, duygu yüklü Nepoliten şarkılar yükseliyor...
Solmaz Sporel & Ilhan Mimaroglu - Parmak Çocuk & Çizmeli Kedi
kadeh , 21 Ağustos, 2008 - 16:49 ~: 23 Ağustos, 2008 - 13:43Masal her insan´ın çocukluk dönemine ait hoş hikayeler barındıran bir dinleti gibidir. Ebebeynlerimiz tarafından bizlere anlatılan klasikleşmiş sayısız masallar vardır. O küçük yaşımızda bunları büyüklerimizden dinledikçe hayal dünyamız genişler, farklı dünyalara düşsel yolculuklar yapardık. Bazen bu hikayeleri gerçek gibi algılar, korkar, üzülür, sevinirdik. Kimi zaman uyku öncesi ılık bir süt ile aldığız hikayelerdir masallar. Kuşkusuz hayal dünyamızın en özgür olduğu zamanların temsilidir.
Yabancılar
kowalski , 10 Ağustos, 2008 - 20:33 ~: 22 Ağustos, 2008 - 21:14Saykodeliğin yüreğine yapılan bir yolculuk…Ağır ağır ilerleyen atmosfer, inip çıkan ses katmanları... Sözler ve atmosfer yaşam/ölüm imgeleminde ‘Ağıt’ şarkısında. Şarkıda hammond org çalan grubun 15 yaşındaki davulcusu Murat Akaltan’ın yarattığı ayinsel atmosfer Aldoux Huxley’in ‘Cesur Yeni Dünya’sına bir yolculuk niteliğinde. Tane tane çalınıyor taşlar yerinden oynuyor.45’liğin diğer yüzünde gene ‘ağıt’ gibi anonim bir türkü ‘Kayalar’ var. ‘Kayalar’ daha akıcı ve garage-rock sounda sahip.
Mustafa Kandıralı ile Sol Klarinet rüzgarı
kadeh , 8 Ağustos, 2008 - 20:00 ~: 5 Eylül, 2008 - 07:3017. yy. da icat edilip, çok sonradan Mozart sayesinde Klasik müzik içinde yer edinen Klarinet ya da Gırnata, çok sonraları Donizetti Paşa’nın kurduğu saray bandosu ile ülkemizde kullanılmaya başlanmıştır.
Türk müziğinde Klarinet´in önemli bir yeri vardır.İsimlerini saymakla zorlanacağımız bir çok Klarinet ustası nefes verip bu enstürman ile nice eşsiz çalışmaya hayat vermişlerdir. Bugün, dünyaca tanınan ve pek sevdiğimiz Mustafa Kandıralı´dan bahis edeceğiz.












