Fleetwood Mac
Listelerden düşmek bilmeyen şarkılar yapan (!), pop dünyasını kasıp kavuran (!), sürekli değişen renkli üyeleri ve aralarındaki aşk ilişkileriyle magazin dünyasında hep gündemde olan (!)Fleetwood Mac'in aslında kurulduğu ilk yıllarda çok sağlam bir blues ve rock'n roll grubu olduğunu biliyor muydunuz?
İster "Original Fleetwood Mac" diyin, ister "Peter Green's Fleetwood Mac" diyin, ister otobüs şirketlerinin koyduğu tamlamalar gibi "öz", "hakiki", "gerçek" Fleetwood Mac diyin, bu bahsedeceğimiz dönemi bilenler zaten tek bir Fleetwood Mac olduğunun farkındalar. 60'ların ortasında John Mayall'ın blues kıran çetesine hizmet etmiş 3 müzisyenin çaktırmadan aralarında anlaşarak kurdukları Fleetwood Mac, bu müzisyenlerden Peter Green'in öncülüğünde çıkardığı 3 albüm ve onlarca stüdyo kaydıyla önce dönemin beyaz blues akımında önemli bir yer edindi, 60 sonu ve 70 başı dönemde de blues ve rock'n roll harmanıyla kendine özgü bir sound yarattı. Peter Green özellikle John Mayall's Bluesbreakers'dan ayrılan Eric Clapton'ın yerini alması ve "A Hard Road" isimli Mayall albümündeki üstün hizmetleriyle tanınıyordu. Bu dönemde Mick Fleetwood ve John Mc Vie ile stüdyoya kapanan Green 1967'deki ilk kayıtlarla birlikte Fleetwood Mac'in temelini atmış oldu. Ardından genelde blues ağırlıklı 2 albüm ve festival, stüdyo ve radyo kayıtları bu çekirdek kadronun en olgun döneminin ürünleri olarak ortaya çıktı. Bu dönemin akılda kalan şarkıları bir Elmore James coverı olan Shake Your Moneymaker, Need you love so bad, Santana'nın kapkaç yöntemiyle hitleştirdiği Black Magic Woman..Ardından Danny Kirwan'la güçlenen kadro ve bir kısmı Green bir kısmı Kirwan bestesi olan özgün blues-rock şarkıları geliyor. Bunlardan en önemlileri "Oh Well" ve "Green Manalishi" Peter Green'in ironik ve sarkastik sözleriyle beslenen sert ve kirli gitar soundu içeriyor. Man of the world sakin sularda ilerleyen, saf ve güzel mesajlar içeren, sanki biraz 70'lerdeki Fleetwood Mac'in gelişini haber veren önemli bir çalışma. Tüm bunların yanında en büyük hit "Albatross", gerçekten de eşi benzeri çok az rastlanan, surf ve blues etkili ağır ritmiyle Bülent Ortaçgil'in şarkısındaki gibi "Deniz Kokusu" getiren bir parça.

Hakiki Fleetwood Mac'in efsanesi Peter Green'in şöhrete yenik düşen çağdaşlarının yaşadıklarına benzer bir şekilde önce aşırı LSD kullanımın etkisiyle şizofreniye yakalanıp, ardından grubun kazandığı parayı yardım kuruluşlarına yatırma fikri kabul görmeyince kendini geri çekmesi ve gruptan ayrılmasıyla sonra ermiştir. Bu furyaya 1971'de gitarist Jeremy Spencer da katılmış, ABD turnesi esnasında bir anda otelden ayrılıp dinsel bir tarikata katılarak gruptan kopmuştur. Son olarak 71'deki ABD turnesinde 1 yıl önce ayrıldığı gruba yardımcı olmak amacıyla çalan Peter Green, sonradan müziğe ara vererek mezarlık bekçiliği gibi işlerde çalışmış. Bu 71 turnesiyle ilgili önemli bir not, Peter Green'in beraberinde Nigel Watson'ı da ABD'ye getirmiş olması. Sonradan Peter Green ve Nigel Watson "Peter Green Splinter Group" adında bir grup kurarak eski Fleetwood Mac şarkılarını çaldılar.

Fleetwood Mac, 70'lerin başında Danny Kirwan, Bob Welch ve Chirstine Perfect'in çabalarıyla yine bir süre özgün bir sound sürdürmeyi başardı. Ama yine de bu dönem grubu takip edenler tarafından "geçiş dönemi" olarak görüldüğü için pek rağbet görmedi. Sonuçta Fleetwood Mac mainstream liste şarkılarıyla bir para makinasına dönüştü ve çekirdek kadrodan Mick Fleetwood ve John Mc Vie de bu makinanın rantçısı oldu. 1969'da yazdığı "Oh Well" şarkısında Peter Green bu arkadaşlarına bir mesaj veriyor gibi sanki:
Şu anki durumumla size yardımcı olamam,
Çirkinim, bacaklarım ince ve şarkı söyleyemem,
Ama bana sizin hakkınızda ne düşündüğümü sormayın,
Size istediğiniz cevabı veremem...
Tanrıyla konuştuğumda beni anlayacağını biliyordum,
Bana "Yanımda dur, sana kol kanat gereceğim" dedi.
Ama bana sizin hakkınızda ne düşündüğümü sormayın,
Size istediğiniz cevabı veremem...








ilk trene atlayıp
ilk trene atlayıp buralardan gidicem kalbimdeki bluesu atmak için
someone shut this door !
someone shut this door !
Yukarıda saydığım
Yukarıda saydığım hitlerin yanında erken dönemden Jeremy Spencer'ın "My heart beat like a hammer"ı vardır ki, onu eklemeden olmaz !
ilk peter ayrıldı bluesun
ilk peter ayrıldı
bluesun şavkı vurdu üzerine
6 ay sonra jeremy ayrıldı
bluesun şavkı vurdu ömrümüze
Santana iyi
Santana iyi kapkaççıymış.
Peki sizin düşünceniz nedir?